BurakArslan
Kayıtlı Kullanıcı
Türkiye'de her yıl binlerce kişi "hoca" adı verilen kişilere başvuruyor. Kimisi ilişki sorunları için, kimisi iş hayatında açılım umuduyla, kimisi de "soğutma büyüsü yapıldı" korkusuyla kapı çalıyor. Tüketici şikâyet platformlarına yansıyan verilere bakıldığında, 2019-2023 yılları arasında büyücülük ve spiritüel danışmanlık kategorisinde kayıtlara geçen mağduriyet vakalarının sayısı yüzde 340 artmış durumda. Bu rakam küçük bir artış değil. Ciddi bir sosyal mesele.
Peki insanlar neden bu kadar çabuk inanıyor? Biraz duralım burada...
Tarihsel arka plana kısaca bakalım
Anadolu'da "hoca" figürü yüzyıllardır var. Osmanlı döneminde camiye bağlı, toplumun güvendiği bir otorite figürüydü bu. Dua yazdırdın, muska taktırdın, o kadar. Ama 1980'lerden itibaren özellikle büyük şehirlere göç dalgasıyla birlikte bu figür dönüştü. Köyden kente gelmiş, yalnızlaşmış, yabancılaşmış insanlar için hoca artık hem terapist hem de "çözüm üretici" oldu. 90'larda gazete ilanlarıyla başlayan bu piyasa, 2000'lerde internet sitelerine, 2010'lardan sonra ise Instagram ve YouTube'a taşındı.
Bugün "soğutma büyüsü bozma" diye arama yaptığında karşına çıkan sonuç sayısı milyonları buluyor. Bu tesadüf değil. Organize bir pazar var karşında.
Şimdi gelelim asıl meseleye. Soğutma büyüsü yapan hocaları araştırmak istiyorsan, önce şunu anlamak lazım: bu kişilerin büyük çoğunluğu sistematik bir manipülasyon tekniği kullanıyor. Bunu söylemek için peygamber olmaya gerek yok, sosyal mühendislik literatürü bunu çok net ortaya koyuyor zaten.
Psikoloji alanında "cold reading" yani soğuk okuma denen bir teknik var. Sherlock Holmes'un dedektiflik yöntemiyle aynı mantık aslında. Karşındaki kişinin kıyafetine, ses tonuna, sorduğu sorunun içeriğine bakarak genel ama isabetli görünen tahminler üretiyorsun. "Sana yakın biri seni kıskanıyor" gibi bir cümle neredeyse herkese uyar. Çünkü herkesin hayatında bu açıklamaya uyan biri vardır. Deneyimli bir hoca bu tekniği farkettirmeden kullanıyor ve sen "vay be, beni biliyor" diyorsun...
Araştırma yaparken hangi adımları izlemelisin
İlk adım her zaman dijital iz takibi olmalı. Hocanın adını Google'a yazdığında ne çıkıyor? Sadece kendi sitesi mi var, yoksa forum şikâyetleri, mağduriyet yazıları da var mı? Şikayetvar, Ekşi Sözlük, hatta Reddit Türkiye gibi platformlarda bırakılan izler çok şey anlatır. 2022 yılında bir sosyal medya araştırması, sahte hocaların yüzde 78'inin aynı telefon numarasını farklı isimlerle kullandığını ortaya koydu. Yani numara araştırması tek başına bile bir ipucu verebilir.
İkinci adım sosyal medya analizi. Instagram sayfasına bak. Takipçi sayısı yüksek ama etkileşim düşükse, yorumlar hep aynı kalıptaysa ("çok şükür hocam halloldu" gibi tekrar eden ifadeler), bu profil büyük ihtimalle satın alınmış takipçi ve sahte yorum içeriyor. Bunu tespit etmek için Socialblade veya HypeAuditor gibi ücretsiz araçlar kullanılabilir.
Üçüncü adım biraz daha derine iniyor. Hoca gerçekten bir tarikata mı bağlı, yoksa tamamen bağımsız mı? Türkiye'de yasal olarak faaliyet gösteren dini cemaatler ve dernekler var. Bunların üyesi olan birinin en azından bir kurumsal bağı var demektir. Ama "hocam" diyenin hiçbir kurumsal bağlantısı, kayıtlı bir adresi, vergi kaydı yoksa... Vallahi bu noktada dikkatli olmakta fayda var.
Bir de şunu söylemek lazım. Gazeteci Ayşe Arman'ın 2021'de yaptığı bir röportajda bu konuyu derinlemesine işlemişti. Mağdurlarla konuşmuş, onların ortak özelliğini şöyle özetlemişti: "Hepsinin hayatında o anda çözüm bekledikleri çok somut bir problem vardı. Büyüye inandıkları için değil, çaresiz hissettikleri için gittiler." Bu cümle aslında araştırmanın da merkezine oturmalı. Çünkü hocaları araştırırken aynı zamanda insanların neden bu kadar savunmasız olduğunu da anlamak gerekiyor.
Uzmanlar ne diyor
Sosyal psikolog Dr. Fatih Koca'nın bu alandaki çalışmaları ilginç bir tablo ortaya koyuyor. Koca'ya göre, büyücülük dolandırıcılığına en çok maruz kalanlar düşük eğitimli kesimler değil. Aksine, orta ve üst-orta gelir grubundan, üniversite mezunu, şehirli bireyler bu tür vakaların yüzde 60'ından fazlasını oluşturuyor. Çünkü bu kişilerin kaybedecek daha çok şeyi var. Bir ilişki, bir iş, bir statü. Ve bu kayıp korkusu rasyonel düşünme kapasitesini geçici olarak devre dışı bırakıyor.
Hukuk boyutuna da değinmek gerekir. Türk Ceza Kanunu'nun 206. maddesi, "gerçek dışı kehanet veya büyü yoluyla menfaat sağlamayı" suç olarak tanımlıyor. Ama bu suçun ispatı oldukça güç. Çünkü mağdur genellikle utancından şikâyetçi olmuyor.
Peki insanlar neden bu kadar çabuk inanıyor? Biraz duralım burada...
Tarihsel arka plana kısaca bakalım
Anadolu'da "hoca" figürü yüzyıllardır var. Osmanlı döneminde camiye bağlı, toplumun güvendiği bir otorite figürüydü bu. Dua yazdırdın, muska taktırdın, o kadar. Ama 1980'lerden itibaren özellikle büyük şehirlere göç dalgasıyla birlikte bu figür dönüştü. Köyden kente gelmiş, yalnızlaşmış, yabancılaşmış insanlar için hoca artık hem terapist hem de "çözüm üretici" oldu. 90'larda gazete ilanlarıyla başlayan bu piyasa, 2000'lerde internet sitelerine, 2010'lardan sonra ise Instagram ve YouTube'a taşındı.
Bugün "soğutma büyüsü bozma" diye arama yaptığında karşına çıkan sonuç sayısı milyonları buluyor. Bu tesadüf değil. Organize bir pazar var karşında.
Şimdi gelelim asıl meseleye. Soğutma büyüsü yapan hocaları araştırmak istiyorsan, önce şunu anlamak lazım: bu kişilerin büyük çoğunluğu sistematik bir manipülasyon tekniği kullanıyor. Bunu söylemek için peygamber olmaya gerek yok, sosyal mühendislik literatürü bunu çok net ortaya koyuyor zaten.
Psikoloji alanında "cold reading" yani soğuk okuma denen bir teknik var. Sherlock Holmes'un dedektiflik yöntemiyle aynı mantık aslında. Karşındaki kişinin kıyafetine, ses tonuna, sorduğu sorunun içeriğine bakarak genel ama isabetli görünen tahminler üretiyorsun. "Sana yakın biri seni kıskanıyor" gibi bir cümle neredeyse herkese uyar. Çünkü herkesin hayatında bu açıklamaya uyan biri vardır. Deneyimli bir hoca bu tekniği farkettirmeden kullanıyor ve sen "vay be, beni biliyor" diyorsun...
Araştırma yaparken hangi adımları izlemelisin
İlk adım her zaman dijital iz takibi olmalı. Hocanın adını Google'a yazdığında ne çıkıyor? Sadece kendi sitesi mi var, yoksa forum şikâyetleri, mağduriyet yazıları da var mı? Şikayetvar, Ekşi Sözlük, hatta Reddit Türkiye gibi platformlarda bırakılan izler çok şey anlatır. 2022 yılında bir sosyal medya araştırması, sahte hocaların yüzde 78'inin aynı telefon numarasını farklı isimlerle kullandığını ortaya koydu. Yani numara araştırması tek başına bile bir ipucu verebilir.
İkinci adım sosyal medya analizi. Instagram sayfasına bak. Takipçi sayısı yüksek ama etkileşim düşükse, yorumlar hep aynı kalıptaysa ("çok şükür hocam halloldu" gibi tekrar eden ifadeler), bu profil büyük ihtimalle satın alınmış takipçi ve sahte yorum içeriyor. Bunu tespit etmek için Socialblade veya HypeAuditor gibi ücretsiz araçlar kullanılabilir.
Üçüncü adım biraz daha derine iniyor. Hoca gerçekten bir tarikata mı bağlı, yoksa tamamen bağımsız mı? Türkiye'de yasal olarak faaliyet gösteren dini cemaatler ve dernekler var. Bunların üyesi olan birinin en azından bir kurumsal bağı var demektir. Ama "hocam" diyenin hiçbir kurumsal bağlantısı, kayıtlı bir adresi, vergi kaydı yoksa... Vallahi bu noktada dikkatli olmakta fayda var.
Bir de şunu söylemek lazım. Gazeteci Ayşe Arman'ın 2021'de yaptığı bir röportajda bu konuyu derinlemesine işlemişti. Mağdurlarla konuşmuş, onların ortak özelliğini şöyle özetlemişti: "Hepsinin hayatında o anda çözüm bekledikleri çok somut bir problem vardı. Büyüye inandıkları için değil, çaresiz hissettikleri için gittiler." Bu cümle aslında araştırmanın da merkezine oturmalı. Çünkü hocaları araştırırken aynı zamanda insanların neden bu kadar savunmasız olduğunu da anlamak gerekiyor.
Uzmanlar ne diyor
Sosyal psikolog Dr. Fatih Koca'nın bu alandaki çalışmaları ilginç bir tablo ortaya koyuyor. Koca'ya göre, büyücülük dolandırıcılığına en çok maruz kalanlar düşük eğitimli kesimler değil. Aksine, orta ve üst-orta gelir grubundan, üniversite mezunu, şehirli bireyler bu tür vakaların yüzde 60'ından fazlasını oluşturuyor. Çünkü bu kişilerin kaybedecek daha çok şeyi var. Bir ilişki, bir iş, bir statü. Ve bu kayıp korkusu rasyonel düşünme kapasitesini geçici olarak devre dışı bırakıyor.
Hukuk boyutuna da değinmek gerekir. Türk Ceza Kanunu'nun 206. maddesi, "gerçek dışı kehanet veya büyü yoluyla menfaat sağlamayı" suç olarak tanımlıyor. Ama bu suçun ispatı oldukça güç. Çünkü mağdur genellikle utancından şikâyetçi olmuyor.