Muska Gerçekten İşe Yarar mı?

MuratSahin

Kayıtlı Kullanıcı
Büyükanne çekmecesinin en derin köşesinde, sarı bir bez parçasına sarılı durur. İçinde ne olduğunu kimse tam bilmez. Bilmek de istemez zaten. Çünkü o bez parçası sadece bir nesne değil — bir his, bir güvence, belki de kolektif bir inanç sistemi.

Muska meselesi, insanlık tarihinin en eski ve en tartışmalı konularından biri. Mezopotamya uygarlıklarına ait MÖ 3000'li yıllara tarihlenen kil tabletlerde, hastalıktan korunmak için boyuna asılan semboller ve yazılı duaların izlerine rastlanıyor. Mısır'da skarabeler, Anadolu'da nazar boncukları, Orta Asya'da ongunlar... Hepsi aynı insani refleksin farklı biçimleri. Kontrol edemediğimiz şeyleri kontrol altına alma çabası.

Türk kültüründe muska geleneği, İslam öncesi Şamanist pratiklerle İslami geleneğin birbirine geçmesiyle oluştu. Osmanlı döneminde "tılsım" adıyla anılan bu nesneler, saray çevrelerinden köy meydanlarına kadar her yerde karşımıza çıkıyordu. 17. yüzyıl seyyahı Evliya Çelebi, İstanbul'daki muska yazarlarının —yani "muska hocalarının"— ayrı bir esnaf loncası kurduğunu aktarır seyahatnamesinde. Yani bu iş o kadar yaygındı ki, devlet kayıtlarına geçmişti.

Peki ya bilim ne diyor? Doğrudan "muska işe yarar" diyen bir araştırma yok tabii. Ama dolaylı yoldan çok şey söyleniyor. Harvard Tıp Okulu'nda yürütülen plasebo araştırmaları, 2010'ların başından itibaren şaşırtıcı sonuçlar ortaya koydu. Katılımcılara "bu ilaç işe yaramaz ama yine de alın" denildiğinde bile ağrı yönetiminde yüzde 30'a varan iyileşme gözlemlendi. Buna "açık etiketli plasebo" deniyor. Yani beyin, neyin gerçek neyin sembolik olduğunu her zaman umursamıyor.

Buradan muskaya bağlantı kurmak için uzman olmak gerekmiyor. Koç Üniversitesi'nden sosyal psikolog Prof. Dr. Selin Kesebir'in kültürel anlam sistemleri üzerine yaptığı çalışmalar şunu ortaya koyuyor: İnsanlar anlam yükledikleri nesneleri taşıdıklarında kaygı düzeyleri ölçülebilir biçimde düşüyor. Nesnenin kendisi değil, nesneye atfedilen anlam iş yapıyor. Muska tam da bu mekanizmanın en ham, en saf hali...

Ama işin bir de karanlık yüzü var. Türkiye'de "muska yazıcılığı" son yıllarda dijital platforma taşındı. Instagram'da yüz binlerce takipçisi olan "hoca" hesapları, WhatsApp üzerinden muska gönderiyor — evet, dijital muska. Fotoğraf olarak. Kimi zaman "enerji transferi" adı altında binlerce lira talep ediliyor. Diyanet İşleri Başkanlığı bu konuda defalarca uyarı yayımladı; 2022 ve 2023 yıllarında "muska yazmak İslam'da caiz değildir" açıklamaları gündem yarattı. Ama talep azalmadı, aksine sosyal medya sayesinde büyüdü.

Vallahi şunu söylemek lazım — bu sadece bir inanç meselesi değil, aynı zamanda ekonomik bir sektör. Türkiye'de "manevi danışmanlık" alanında dönen paranın yıllık 500 milyon TL'yi aştığı tahmin ediliyor. Kesin rakam yok çünkü kayıt dışı. Ama e-ticaret sitelerindeki muska malzemeleri satışları, 2020 pandemi döneminde yüzde 40 artış gösterdi. Korku ve belirsizlik arttıkça, insanlar sembolik güvenceye yöneliyor. Bu bir kural gibi işliyor tarih boyunca.

Batı dünyasında da durum farklı değil aslında. ABD'de "talisman" ve "amulet" pazarı, 2023 verilerine göre 2,3 milyar dolarlık bir sektör. Kristaller, nazarlıklar, runik semboller... Hepsi aynı işlevi görüyor. Farklı kültürel kıyafetler giydirilen aynı insan ihtiyacı. Anthropoloji literatüründe buna "magical thinking" yani büyüsel düşünme deniyor ve bu bir patoloji değil, evrimsel bir adaptasyon olarak değerlendiriliyor. Belirsizliği tolere etmenin beyin tarafından geliştirilen bir yolu.

Nörobilim de devreye giriyor burada. Oxford Üniversitesi'nden araştırmacılar, şans getireceğine inanılan nesnelerin motor performansını artırdığını gösterdi — 2010 yılında Psychological Science dergisinde yayımlanan bu çalışmada golf oynayan katılımcılara "bu top şimdiye kadar en çok birinin kullandığı top" denildiğinde vuruş başarısı yüzde 35 arttı. Nesne aynı nesne. İnanç değişti, performans değişti.

Peki biz ne yapacağız bu bilgiyle? Muskayı büyükannenin çekmecesinden çıkarıp çöpe mi atacağız? Yoksa her şeyi "plasebo" deyip geçiştirecek miyiz?.. İkisi de yanlış olur. Çünkü mesele daha ince. İnanç sistemleri, insanı bir arada tutan sosyal yapıştırıcılar. Muskayı reddeden biri aslında o bez parçasının arkasındaki nesiller boyu aktarılan koruyuculuk duygusunu reddediyor. Bu başka bir şey.

Sonuçta şunu söyleyebiliriz: Muska, nesne olarak işe yaramaz. Ama muska, anlam olarak çalışıyor. Ve bazen anlam, gerçekten de en güçlü ilaç.

Görsel Prompt: A highly detailed, atmospheric close-up photograph of an ancient Turkish amulet (muska) wrapped in aged yellow cloth with Arabic calligraphy visible, placed on a dark wooden surface alongside scattered dried herbs and old copper coins, soft dramatic side lighting creating deep shadows, shallow depth of field, photorealistic style, documentary photography aesthetic, warm amber tones, 50mm lens look
 
Geri
Üst