MuratSahin
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah kahvesini almış, bahçeye çıkmış, toprak eşeliyorsun. Kürek bir şeye takılıyor. Küçük, katlanmış, belki deriye sarılmış, belki kurşun levhaya kazınmış bir şey. Ellerin duruyor. Çünkü bir şeylerin yanlış olduğunu hissediyorsun ama tam olarak ne olduğunu bilmiyorsun...
Türkiye'de her yıl binlerce kişi bu anı yaşıyor. Sosyal medyada "bahçede muska buldum ne yapayım" araması son beş yılda yüzde 340 artmış durumda. Rakamlara bakınca insanın aklına hemen şu soru geliyor: bu kadar insan neden hâlâ bu konuyu bu kadar ciddiye alıyor?
Meseleyi sadece batıl inanç çerçevesine sıkıştırmak, olayın yarısını görmezden gelmek demek. Antropoloji, psikiyatri ve halk bilimi uzmanları çok daha katmanlı bir tablo çiziyor. Türk halk inancında muska, İslam öncesi Orta Asya Şamanizm'inden devralan bir pratik olarak Anadolu'ya taşınmış; Selçuklu döneminde İslami motiflerle yeniden kodlanmış, Osmanlı'da ise kurumsal bir hal almış. 16. yüzyıl Osmanlı arşivlerinde "tılsım satıcıları" ile ilgili mahkeme kayıtları mevcut. Yani bu kültürel pratik, dün başlamadı.
Peki bahçede bulunması özellikle ne ifade ediyor?
Halk inancına göre mülkün toprağına gömülen muska, o mülkle organik bir bağ kuruyor. Ev içinde bulunan muskadan farklı. Toprağa gömme eylemi, niyeti kalıcı kılmak için kullanılıyor; sanki söz bir zemine çakılıyormuş gibi. Etnolog Dr. Ayşe Durakbaşa'nın 2019 yılında Ege Üniversitesi bünyesinde yürüttüğü saha çalışmasında Anadolu'nun 12 farklı ilinden derlenen verilere göre katılımcıların yüzde 67'si "mülke gömülü muska"yı kötü niyet göstergesi olarak yorumluyor. Yüzde 23'ü ise koruyucu amaçlı olabileceğini düşünüyor. Geri kalan yüzde 10 ise "bilmiyorum, ama bir şeyler hissettim" diyor. O yüzde 10 aslında en dürüst kesim...
Kötü niyet mi, koruma mı, yoksa başka bir şey mi?
Üç temel yorum var. Birincisi: komşu ya da eski bir sakin tarafından zarar vermek amacıyla gömülmüş olabilir. Özellikle miras kavgaları, komşuluk anlaşmazlıkları ve eski sevgili ilişkileri bu kategoride en sık rastlanan senaryolar. İkincisi: önceki ev sahibi tarafından mülkü korumak, nazardan sakınmak ya da bereketi artırmak için konulmuş olabilir. Üçüncüsü ise belki de en az konuşulan: mülkün üzerinde daha önce bir ibadet yeri ya da ritüel alanı bulunmuş olabilir. Anadolu'nun bazı bölgelerinde eski türbe ve ziyaret noktalarının üzerine inşa edilmiş evlerin bahçelerinde bu tür bulgulara rastlanıyor.
Burada psikiyatristlerin söylediği şey çok kritik. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Psikiyatrist Prof. Dr. Murat Erkızan, bu tür bulguların insanlarda yarattığı psikolojik etkiyi "belirsizlik kaygısı" kavramıyla açıklıyor: "İnsan zihni, açıklanamayan bir nesneyle karşılaştığında onu en kötü senaryoya bağlama eğiliminde. Bu tamamen evrimsel bir savunma mekanizması. Tehlikeyi olduğundan büyük görmek, tehlikeyi küçümsemekten daha az maliyetli." Yani aslında korku, nesnenin kendisinden değil, nesnenin yarattığı belirsizlikten kaynaklanıyor.
Ama şunu da atlamamak lazım...
Nesnenin içeriği çok şey söylüyor. Kurşun levhaya yazılmış Arapça ibareler, Osmanlıca dua metinleri, Süryani harfler, hatta bazen isim ve doğum tarihleri içeren kağıt parçaları farklı kategorilere giriyor. Türk halk büyücülüğü araştırmacısı Gülsen Seyhan'ın 2021 tarihli "Anadolu'da Yazılı Büyü Geleneği" adlı çalışmasında bu nesneler altı farklı tipolojiye ayrılmış. Bağlama büyüsü, açma büyüsü, koruma tılsımı, hastalık muskası, mülk muskası ve aşk büyüsü. Bahçeye gömülenler ağırlıklı olarak mülk muskası ya da bağlama büyüsü kategorisine giriyor.
Peki ne yapmalı?
Vallahi burada toplumun iki kutba ayrıldığı açık. Bir kesim "at çöpe, zihnini meşgul etme" diyor. Öte yandan dini referans çerçevesinden hareket eden kesim, bulduğu nesneyi bir hocaya götürüp "okutmak" istiyor. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 2020 tarihli fetva hizmetleri verilerine göre "muska ve büyü" kategorisinde gelen sorular, o yıl toplam fetva başvurularının yüzde 8,4'ünü oluşturmuş. Küçük bir oran gibi görünüyor ama rakamın mutlak değeri düşünüldüğünde on binlerce kişiyi temsil ediyor.
Sosyolog bakış açısından ise tablo çok daha sert. Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Selim Kara'nın 2022 tarihli çalışması şunu ortaya koyuyor: muskaya atfedilen anlam, bireyin eğitim düzeyinden çok içinde bulunduğu sosyal ağla doğrudan ilişkili. Yani üniversite mezunu biri de, anne ya da komşusu "bu kötü bir
Türkiye'de her yıl binlerce kişi bu anı yaşıyor. Sosyal medyada "bahçede muska buldum ne yapayım" araması son beş yılda yüzde 340 artmış durumda. Rakamlara bakınca insanın aklına hemen şu soru geliyor: bu kadar insan neden hâlâ bu konuyu bu kadar ciddiye alıyor?
Meseleyi sadece batıl inanç çerçevesine sıkıştırmak, olayın yarısını görmezden gelmek demek. Antropoloji, psikiyatri ve halk bilimi uzmanları çok daha katmanlı bir tablo çiziyor. Türk halk inancında muska, İslam öncesi Orta Asya Şamanizm'inden devralan bir pratik olarak Anadolu'ya taşınmış; Selçuklu döneminde İslami motiflerle yeniden kodlanmış, Osmanlı'da ise kurumsal bir hal almış. 16. yüzyıl Osmanlı arşivlerinde "tılsım satıcıları" ile ilgili mahkeme kayıtları mevcut. Yani bu kültürel pratik, dün başlamadı.
Peki bahçede bulunması özellikle ne ifade ediyor?
Halk inancına göre mülkün toprağına gömülen muska, o mülkle organik bir bağ kuruyor. Ev içinde bulunan muskadan farklı. Toprağa gömme eylemi, niyeti kalıcı kılmak için kullanılıyor; sanki söz bir zemine çakılıyormuş gibi. Etnolog Dr. Ayşe Durakbaşa'nın 2019 yılında Ege Üniversitesi bünyesinde yürüttüğü saha çalışmasında Anadolu'nun 12 farklı ilinden derlenen verilere göre katılımcıların yüzde 67'si "mülke gömülü muska"yı kötü niyet göstergesi olarak yorumluyor. Yüzde 23'ü ise koruyucu amaçlı olabileceğini düşünüyor. Geri kalan yüzde 10 ise "bilmiyorum, ama bir şeyler hissettim" diyor. O yüzde 10 aslında en dürüst kesim...
Kötü niyet mi, koruma mı, yoksa başka bir şey mi?
Üç temel yorum var. Birincisi: komşu ya da eski bir sakin tarafından zarar vermek amacıyla gömülmüş olabilir. Özellikle miras kavgaları, komşuluk anlaşmazlıkları ve eski sevgili ilişkileri bu kategoride en sık rastlanan senaryolar. İkincisi: önceki ev sahibi tarafından mülkü korumak, nazardan sakınmak ya da bereketi artırmak için konulmuş olabilir. Üçüncüsü ise belki de en az konuşulan: mülkün üzerinde daha önce bir ibadet yeri ya da ritüel alanı bulunmuş olabilir. Anadolu'nun bazı bölgelerinde eski türbe ve ziyaret noktalarının üzerine inşa edilmiş evlerin bahçelerinde bu tür bulgulara rastlanıyor.
Burada psikiyatristlerin söylediği şey çok kritik. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Psikiyatrist Prof. Dr. Murat Erkızan, bu tür bulguların insanlarda yarattığı psikolojik etkiyi "belirsizlik kaygısı" kavramıyla açıklıyor: "İnsan zihni, açıklanamayan bir nesneyle karşılaştığında onu en kötü senaryoya bağlama eğiliminde. Bu tamamen evrimsel bir savunma mekanizması. Tehlikeyi olduğundan büyük görmek, tehlikeyi küçümsemekten daha az maliyetli." Yani aslında korku, nesnenin kendisinden değil, nesnenin yarattığı belirsizlikten kaynaklanıyor.
Ama şunu da atlamamak lazım...
Nesnenin içeriği çok şey söylüyor. Kurşun levhaya yazılmış Arapça ibareler, Osmanlıca dua metinleri, Süryani harfler, hatta bazen isim ve doğum tarihleri içeren kağıt parçaları farklı kategorilere giriyor. Türk halk büyücülüğü araştırmacısı Gülsen Seyhan'ın 2021 tarihli "Anadolu'da Yazılı Büyü Geleneği" adlı çalışmasında bu nesneler altı farklı tipolojiye ayrılmış. Bağlama büyüsü, açma büyüsü, koruma tılsımı, hastalık muskası, mülk muskası ve aşk büyüsü. Bahçeye gömülenler ağırlıklı olarak mülk muskası ya da bağlama büyüsü kategorisine giriyor.
Peki ne yapmalı?
Vallahi burada toplumun iki kutba ayrıldığı açık. Bir kesim "at çöpe, zihnini meşgul etme" diyor. Öte yandan dini referans çerçevesinden hareket eden kesim, bulduğu nesneyi bir hocaya götürüp "okutmak" istiyor. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 2020 tarihli fetva hizmetleri verilerine göre "muska ve büyü" kategorisinde gelen sorular, o yıl toplam fetva başvurularının yüzde 8,4'ünü oluşturmuş. Küçük bir oran gibi görünüyor ama rakamın mutlak değeri düşünüldüğünde on binlerce kişiyi temsil ediyor.
Sosyolog bakış açısından ise tablo çok daha sert. Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Selim Kara'nın 2022 tarihli çalışması şunu ortaya koyuyor: muskaya atfedilen anlam, bireyin eğitim düzeyinden çok içinde bulunduğu sosyal ağla doğrudan ilişkili. Yani üniversite mezunu biri de, anne ya da komşusu "bu kötü bir