Muska Geleneği Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

MuratSahin

Kayıtlı Kullanıcı
Binlerce yıldır insanlar küçük bir kağıt parçasına, deri torbaya ya da metal levhaya hayatlarının en büyük umutlarını, korkularını ve dileklerini sıkıştırmış. Muska. Adını duyduğunda aklına ne geliyor? Büyükannelerin kolyesindeki sarı bez torba mı, yoksa caminin önünde oturan yaşlı hocanın kaleme aldığı ayet satırları mı? Her ikisi de aynı köke dayanıyor aslında. Ve o kök, sanıldığından çok daha derin, çok daha karmaşık...

Tarih MÖ 3000'lere kadar uzanıyor. Mezopotamya'da Sümer rahipleri, hastalıktan korunmak için kil tabletlere koruyucu semboller kazıyordu. Mısır'da ise papirüs üzerine yazılmış büyü metinleri mumyaların yanına konuluyordu; Ölüler Kitabı'ndaki bazı bölümler aslında taşınabilir tılsım işlevi görüyordu. Eski Mısır'da "amulet" kavramı o kadar yaygındı ki arkeologlar bugüne kadar yalnızca Tutan Khamun'un mezarında 143 farklı tılsım türü tespit etti. Düşün bunu. Bir tek firavunun yanında 143 parça.

Peki bu gelenek nasıl yayıldı? İpek Yolu burada kilit rol oynadı. Tüccarlar mallarını taşırken inançlarını da beraberinde götürdü. Pers coğrafyasından Anadolu'ya, Anadolu'dan Arabistan yarımadasına, oradan Orta Asya steplerinden geçerek Çin'e kadar uzanan bir kültürel aktarım zinciri oluştu. Antropolog David Frankfurter'in 2019'da yayımladığı "Christianizing Egypt" adlı çalışmasında belgelediği üzere, Hristiyanlaşma sürecinde bile pagan tılsım pratikleri tamamen ortadan kalkmadı; sadece dönüştü, yeni bir kıyafet giydi.

İslam'ın muska geleneğine etkisi ise bambaşka bir boyut taşıyor. Abi, burada çok dikkatli bakmak lazım. Kur'an'ın bazı sureleri, özellikle Nas, Felak ve Ayetel Kürsü, erken dönem İslam toplumlarında koruyucu metinler olarak benimsendi. Ancak bu noktada ciddi bir gerilim de baş gösterdi. Hz. Peygamber'in bazı hadislerinde muska kullanımına karşı açık bir tutum olduğu, bazı hadislerde ise belirli koşullar altında izin verildiği görülüyor. İşte bu çelişki, yüzyıllar boyunca İslam hukukçularının tartışma konusu oldu ve olmaya devam ediyor. Bugün Diyanet İşleri Başkanlığı'nın resmi görüşü, Kur'an ayetleri içeren muskaları şartlı olarak caiz sayarken "anlaşılmaz semboller ve harfler" içerenleri kesinlikle yasaklamaktadır.

Anadolu coğrafyasına özel bakmak gerekirse, buradaki muska geleneği tam anlamıyla bir senkretizm laboratuvarı. Bizans Hristiyanlığı, Şamanist Türk göçebeleri, Yahudi Kabala geleneği ve İslam mistisizmi iç içe geçti. 13. yüzyılda Anadolu'ya yerleşen Türkmen boyları, ata ruhlarına yönelik tılsımlarını yanlarında getirdi. Mavi boncuk meselesi tam da buradan çıkıyor; nazar boncuğunun kökü Fenikelilere kadar uzanıyor, MÖ 1500 civarında cam boncuk üretiminin Akdeniz'de yaygınlaşmasıyla birlikte "göz" sembolü koruyucu bir işlev kazandı ve bu sembol hiç kaybolmadı. Sadece el değiştirdi.

Osmanlı döneminde muska geleneği kurumsal bir hal aldı. Saray bünyesinde "müneccimbaşı" denen astrolog-büyücüler görev yapıyordu. Padişahların sefere çıkarken yanlarında taşıdığı kutsal emanetlerin yanı sıra özel olarak hazırlanmış muskalar da bulunuyordu. Tarihçi Ahmet Yaşar Ocak'ın "Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler" adlı kapsamlı eserinde aktardığına göre, 16. yüzyılda İstanbul'da muska yazan hocaların sayısı o denli artmıştı ki dönemin şeyhülislamları zaman zaman bu pratiği düzenlemek zorunda kaldı. Yani bu iş o kadar büyümüştü ki devlet müdahale etmek durumunda kaldı.

Modern araştırmalar konuya bambaşka bir ışık tutuyor. Kognitif bilim ve din antropolojisinin kesişim noktasında çalışan Pascal Boyer, "Religion Explained" adlı kitabında muska ve tılsım pratiklerinin insan zihninin "ajanlık" algısıyla doğrudan bağlantılı olduğunu savunuyor. Yani beyin, belirsizlik ve tehdit algıladığında bir "aktör" aramaya programlı. Muska bu arayışa somut bir yanıt veriyor. %78'i aşkın oranda kültürde benzer pratiklerin gözlemlendiğini gösteren Whitehouse ve Lanman'ın 2014 tarihli karşılaştırmalı din araştırması da bu tezi güçlendiriyor. Evrensel bir insan ihtiyacından söz ediyoruz burada.

Şu an ne oluyor peki? Dijital çağda muska geleneği ölmedi, tersine mutasyona uğradı. Etsy'de "evil eye protection amulet" araması yapsan karşına 50.000'den fazla ürün çıkıyor. Instagram'da #talisman etiketi 2 milyonun üzerinde paylaşım içeriyor. Türkiye'de ise durum daha da ilginç; KONDA'nın 2022 araştırmasına göre toplumun yaklaşık yüzde kırkı hâlâ nazar boncuğu ya da muska gibi koruyucu objelere bir şekilde inandığını belirtiyor. Ve bu rakam yalnızca "inanıyorum" diyenler. Sessiz çoğunluğu saymıyoruz bile...

Vallahi şunu söylemek gerekiyor: Muska geleneğini sadece "geri
 
Geri
Üst