Hadislerde Muska Hakkında Ne Söyleniyor?

BurakArslan

Kayıtlı Kullanıcı
Hz. Peygamber'in bu konudaki tavrı son derece netti. "Kim muska takarsa Allah onu o muskaya bırakır." Müsned'de geçen bu rivayet, günümüzde hâlâ tartışılıyor — ama çok az kişi bu tartışmanın ne kadar köklü olduğunu biliyor.

Muska meselesi İslam tarihinde erken dönemden itibaren ciddi bir gerilim noktası olmuştur. Cahiliye Arapları boyun, bilek ve kulağa bağlanan "tamime" adlı nazarlıklar takarlardı. Bunlar çoğunlukla deve veya geyik dişinden yapılır, kötü göz ile hastalıktan korunmak amacıyla kullanılırdı. İslam'ın ilk yüzyılında bu gelenek yeni dinin sınırlarıyla çarpıştı. Ve o çarpışma hiç bitmedi...

Hadis külliyatına baktığında tablo oldukça sert. Ebu Davud, İbn Mace ve Ahmed b. Hanbel'in rivayet ettiği metinlerde muska "şirkin kapısı" olarak nitelendiriliyor. Hz. Peygamber'in sahabelerden birisinin kolunda bakır bir halka gördüğünde "Bu nedir?" diye sorduğu, "Zaftan korunmak için" yanıtını alınca "Çıkar onu, zira o sana zayıflıktan başka bir şey katmaz" dediği aktarılıyor. Rakam vermek gerekirse İslam hadis külliyatının temel referans kaynaklarından Kütüb-ü Sitte içinde muskayı doğrudan ya da dolaylı ele alan rivayetlerin sayısı 40'ı aşıyor.

Peki bu kadar net bir yasak varken muska neden hâlâ bu kadar yaygın? İşte burada ilginç bir ayrım devreye giriyor.

Klasik fıkıh âlimleri hadisleri iki kategoride değerlendirdi. Bir grup — başta İbn Mesud ve Huzeyfe b. Yeman gibi sahabeler ve onları izleyen Hanbeli çizgisi — içinde ne yazılı olursa olsun muska takmayı kesinlikle yasak saydı. Diğer grup ise — İbn Abbas ve bazı Şafii âlimler dahil — yalnızca Kur'an ayetleri ve Allah'ın isimleri içeren muskalar için bir istisna tanıdı. Bu ikinci görüş halk arasında daha kolay benimsendi. Anlaşılır bir şey, insanlar yasağın yumuşak versiyonunu seçiyor...

Günümüze gelindiğinde tablo daha da karmaşık. 2019'da Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayımladığı bir hutbe metninde muska "hurafenin sembolü" olarak tanımlandı ve toplumsal zararlarına dikkat çekildi. Suudi Arabistan'da ise Daimi Fetva Komitesi 1980'lerden bu yana verdiği onlarca fetvada muskayı şirke kapı açan bir pratik olarak nitelendiriyor. Öte yandan Pakistan ve Güney Asya İslam coğrafyasında "ta'viz" geleneği hem kentsel hem kırsal kesimde son derece canlı. Karachi'de 2021 yılında yapılan bir saha araştırması katılımcıların yüzde 63'ünün hayatının bir döneminde muska taktığını ya da evde bulundurduğunu ortaya koyuyor.

Türkiye'ye özgü tablo da dikkat çekici. Diyanet'in 2022 Din İşleri Yüksek Kurulu kararlarına göre yazılı Kur'an ayeti içermeyen muskalar açıkça haram kategorisinde değerlendiriliyor. Ama sokağa çıktığında Kapalıçarşı'nın arka sokaklarında, Anadolu pazarlarında, hatta bazı camilerin yakınında muska satışı devam ediyor. Yasak kâğıt üzerinde, gelenek ise yüzyıllık...

Bu çelişkiyi anlamak için sosyal antropolojiye bakmak gerekiyor. Oxford Üniversitesi'nden İslam pratikleri araştırmacısı Dr. Leor Halevi'nin çalışmaları, muska kullanımının salt teolojik bir tercih olmadığını, aynı zamanda toplumsal güven ve kolektif kaygı yönetimi işlevi gördüğünü gösteriyor. Yani insanlar muskayı salt "Allah korusun" diye değil, çevresindeki insanların da taktığını gördüğü için takıyor. Sosyal baskı ile inanç iç içe geçiyor.

Hadislerin muska konusundaki asıl derdi de tam burada. Rivayetler muskayı yalnızca dini bir sapma olarak değil, psikolojik bir bağımlılık olarak da ele alıyor. "Kim muska takarsa Allah onu o muskaya bırakır" ifadesindeki "bırakır" kelimesi — Arapça'da "vekele" — tevekkülün zıddına işaret ediyor. Yani muska takanın Allah'a güveni zedeleniyor, koruma beklentisi nesnelere kayıyor. Bu yorum modern psikolojinin "dışsal kontrol odağı" kavramıyla şaşırtıcı biçimde örtüşüyor.

Bir de şu var: Muskayı savunanların en sık başvurduğu argüman "niyet meselesi" oluyor. "Niyetim Allah'a tevekkül, muska sadece bir vesile" deniyor. Ancak İbn Teymiyye bu argümana 14. yüzyılda çok sert yanıt verdi. Ona göre vesile ile sebep arasındaki fark, Allah'ın o nesneyi gerçekten etkin kılıp kılmadığına bağlı. Kur'an'ın hiçbir ayeti bir nesnede fiziksel güç bulunduğuna işaret etmediğine göre muska "vesile" olamaz, olsa olsa "vehim" olabilir.

Günümüzde bu tartışma dijital ortama taşındı. YouTube'da Türkçe "muska haram mı" aramasında 2024 itibarıyla 4 milyonun üzerinde izlenme toplayan içerikler var. TikTok'ta ise konu iki kutba ayrılmış durumda: bir tarafta "hocam muskam var ne yapayım" kaygısıyla gelen sıradan kullanıcılar, diğer tarafta sert "şirk" fetvalarıyla cevap veren hesaplar. Orta yolu bulan, nüanslı konuşan içerik sayısı ise oldukça az...
 
Geri
Üst