Cüzdanda Muska Bulmak Ne Anlama Gelir?

BurakArslan

Kayıtlı Kullanıcı
Fatma Hanım'ın cüzdanını kaybettiği o gün, yıllarca taşıdığı küçük deri kesecikle birlikte annesinin ona verdiği tek hatırayı da yitirmişti. Ama asıl şaşkınlık, komşusunun eski çantasını verdiğinde yaşandı — içinde, katlanmış sarı bir kağıt parçası. Muska. Başkasına ait, yabancı bir muska. O an ne hissetti bilmiyoruz. Ama büyük ihtimalle ellerini titretti bu küçük şey.

Cüzdanda muska bulmak, Türk kültürel belleğinin en derin kıvrımlarından birinde saklı bir deneyimdir. Sadece bir kağıt parçası değil; bir niyet, bir korku, bazen bir sevgi, bazen de tam tersi bir şey. Halk inanışları araştırmacısı Dr. Mehmet Aça'nın 2018 yılında yayımladığı "Anadolu'da Koruyucu Büyü Pratikleri" başlıklı çalışmasına göre Türkiye'de muska kullanımı, kentsel nüfus içinde bile %34 oranında bir farkındalıkla sürmektedir. Yani şehirde yaşayan her üç kişiden biri, hayatının bir döneminde muska ile doğrudan ya da dolaylı temas kurmuş.

Tarihsel arka plana bakıldığında tablo çok daha eskiye uzanıyor. Mezopotamya'dan Anadolu'ya akan bu gelenek, İslam öncesi dönemde nazarlık ve tılsım kültürüyle iç içe geçmişti. Milattan önce 2000'li yıllara ait Sümer tabletlerinde koruyucu yazılı nesnelerin bedene ya da eşyalara bağlandığına dair kayıtlar mevcut. İslam'ın bölgeye yayılmasıyla birlikte bu pratikler dönüştü ama silinmedi; Kuran ayetleri, Allah'ın isimleri ve ebced hesabına dayalı sayısal şifreler muskaya entegre edildi. Osmanlı döneminde ise muska yazıcılığı tam anlamıyla bir meslek koluydu. İstanbul'da Kapalıçarşı çevresindeki dükkanlar bu işe ayrılmıştı; hatta bazı kayıtlar, 18. yüzyılda yalnızca Galata bölgesinde 40'tan fazla muska ustasının faaliyet gösterdiğini söylüyor.

Peki cüzdanda muska bulmak ne anlama gelir? İşte burada işler karmaşıklaşıyor...

Halk inanışlarında bu durumun birden fazla yorumu var. İlki ve en yaygın olanı, o muskayı bilerek oraya koyan birinin varlığı meselesi. Kimin koyduğu sorusu her şeyi değiştiriyor. Eğer bir anne ya da büyükanne tarafından konulduysa — ki bu Anadolu'da son derece yaygın bir pratiktir — anlam koruyucudur; taşıyana bereket, sağlık ya da kötü gözden korunma dileği. Ama eğer kimin koyduğu bilinmiyorsa, yorum farklı bir zemine kayıyor. Bazı geleneksel inanışlara göre başkasının cüzdanında muska bulmak, o kişinin sana yönelik bir bağlama ya da etkileme niyetiyle hareket ettiğine işaret edebilir.

Sonuçta cüzdan, para ve değerli eşyaları barındıran bir nesne olarak sembolik açıdan da güçlü bir alan. Rızık kapısı, derler. Bu yüzden halk pratiğinde cüzdana yönelik büyüler çoğunlukla iki kutuptan birinde yer alır: ya bereketi artırmak ya da kesmek. Etnolog Nermin Erdentuğ'un 1970'lerde Orta Anadolu köylerinde yürüttüğü saha çalışmalarında, katılımcıların %61'i cüzdan ve para keseye konulan objelere ilişkin bir inanışa sahip olduğunu belirtmiş.

Günümüze gelindiğinde tablo değişmiş mi? Kısmen. Sosyal medya bu tartışmayı bambaşka bir boyuta taşıdı. TikTok ve YouTube'da "cüzdanda muska buldum ne yapmalıyım" araması yalnızca 2023 yılında Türkçe içeriklerde 2,4 milyonun üzerinde görüntüleme aldı. Bu rakam, konunun modern kentli genç nesil için de gerçek bir merak ve kaygı kaynağı olmaya devam ettiğini gösteriyor. Ama ilginç olan şu: bu içeriklerin büyük bölümü artık dini bir çerçevede sunuluyor. "İslami açıdan ne yapılmalı" sorusu, "büyü mü değil mi" sorusunun önüne geçmiş durumda.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın resmi açıklamalarında muska meselesi hassas bir noktada duruyor. Kuran ayetleri içeren muskalar tartışmalı kabul edilirken, anlamsız harfler ya da semboller içeren türleri açıkça şirk kapsamında değerlendiriliyor. Bu ayrım, halkın zihninde tam oturmamış olsa da giderek daha fazla kişinin bu perspektiften konuya yaklaştığı görülüyor.

Psikolojik açıdan bakıldığında ise konu başka bir derinlik kazanıyor. Boğaziçi Üniversitesi'nden sosyal psikolog Doç. Dr. Selin Kesebir'in inanç ve kontrol algısı üzerine yürüttüğü araştırmalar, belirsizlik dönemlerinde insanların koruyucu nesnelere yöneliminin belirgin biçimde arttığını ortaya koyuyor. 2020-2022 pandemi döneminde Türkiye'de muska ve nazar boncuğu satışlarında yaklaşık %40 oranında artış yaşandığına dair ticaret verileri de bu bulguyla örtüşüyor. Yani muska, ekonomik ve sosyal kriz dönemlerinde bir tür psikolojik tampon işlevi görüyor; bunu inkâr etmek mümkün değil.

Cüzdanda başkasına ait bir muska bulduğunuzda geleneksel pratik ne söylüyor? Üç farklı ekolün üç farklı cevabı var. Geleneksel halk pratiğinde yakılması ya da akan suya bırakılması öneriliyor; böylece "enerjisinin" dağıtıldığına inanılıyor. Dini perspektiften yak
 
Geri
Üst