Çekmecenin en arka köşesinde, belki de yıllarca dokunulmamış kâğıtların, eski fotoğrafların ve kullanılmayan kalemlerin arasında... Küçük, katlanmış, üzerine yazılar yazılmış bir parça kâğıt. Ya da deri. Ya da bez. İşte o an, çoğu insan için garip bir his başlar. Hem merak hem tedirginlik. "Bu ne?" sorusundan önce gelen o içgüdüsel ürperti.
Türkiye'de ve Orta Doğu coğrafyasında muska bulmak, yüzyıllardır toplumsal ve bireysel psikoloji açısından derin izler bırakan bir deneyim olagelmiştir. Ama özellikle başkasının evinde, kendi çekmecende ya da taşındığın bir evin köşesinde bulduğun muska... bambaşka bir anlam taşır.
Tarihin derinliklerinden gelen bir korku değil aslında, daha çok bir inanç sistemi. Muska geleneği İslam öncesi Anadolu'ya, Mezopotamya'ya, hatta Mısır'ın hiyeroglif kültürüne kadar uzanır. Milattan önce 3000'li yıllara ait Sümer tabletlerinde koruyucu semboller içeren küçük taşıma nesnelerine rastlanmaktadır. Anadolu'da ise bu gelenek, Türklerin İslam'ı benimsemesiyle birlikte Kuran ayetleri ve dua metinleriyle harmanlanarak yeni bir form kazandı. 13. yüzyıldan itibaren Osmanlı döneminde hattatlık sanatıyla da birleşen muska yazımı, adeta kurumsal bir hal aldı. Bazı tarikat şeyhleri ve medrese hocaları, özel durumlarda muska yazmayı meşru bir uygulama olarak kabul etti.
Bugün Diyanet İşleri Başkanlığı'nın resmi tutumu farklı. Kurumun 2018 yılında yayımladığı bir fetvada muska yazmak ve taşımak, içeriğine göre değerlendirilmesi gereken ama genel itibarıyla "sakıncalı" bulunan bir pratik olarak tanımlandı. Yine de Türkiye'de 2022 yılında yapılan bir araştırmaya göre katılımcıların yaklaşık yüzde 34'ü hayatlarının herhangi bir döneminde muska taşıdıklarını ya da yakınlarından birinin taşıdığını belirtti. Bu rakam küçümsenmeyecek bir oran.
Peki çekmecede bulmak neden farklı? Çünkü muska taşıyan kişi genellikle onu görünür kılmaz. Cüzdanın içine, yastığın altına, arabanın torpidosuna ya da evin belirli bir köşesine gizlenir. Çekmece ise özel bir alan. Başkasının çekmecesinde muska bulmak, o kişinin sana karşı bir niyet taşıdığı şüphesini doğurur. Ve işte bu şüphe, halk psikolojisinde son derece güçlü bir etki yaratır.
Türk halk inanışlarını yıllarca belgeleyen etnolog Dr. Hasan Ünal'ın çalışmalarına göre çekmecede ya da eşya arasında bulunan muska, üç farklı kategoride yorumlanır: Koruyucu muska, bağlama muskası ve zarar verme niyetli muska. Koruyucu olanlar genellikle ev sahibinin kendisi tarafından bırakılmış, evi ya da aileyi kötülüklerden korumak amacıyla yazılmış nesnelerdir. Bağlama muskası ise daha karmaşık bir kategoridir; sevgi, sadakat ya da ilgi çekme amacıyla yapılır ve çoğunlukla hedef kişinin eşyaları arasına gizlenir. Üçüncü kategori ise en çok korku yaratan türdür: zarar verme niyetiyle yazılmış, "kara büyü" olarak nitelendirilen uygulamalar.
Vallahi insanların bu konuda nasıl tepki verdiğini görmek gerçekten ilginç. Sosyal medyada "çekmecede muska buldum ne yapmalıyım" araması, Google Türkiye verilerine göre 2023 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 67 artış gösterdi. Bu artışın arkasında kısmen TikTok ve YouTube'daki "büyü bozma" içeriklerinin patlaması yatıyor. Ama salt dijital bir fenomen değil bu. Toplumsal kırılma dönemlerinde, ekonomik belirsizlik ortamlarında insanlar metafizik açıklamalara daha çok yönelir. Bunu sosyal psikologlar "kontrol kaybı telafisi" olarak tanımlar; belirsizliği anlamlandırma çabası.
İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Ayşe Durakbaşa, bu tür pratiklerin yeniden gündemine gelmesini yalnızca batıl inanç olarak değil, aynı zamanda toplumsal stres göstergesi olarak okuyor. "İnsanlar kontrol edemedikleri şeylere sembolik anlam yükler" diyor Durakbaşa. "Muska bulmak, bulmak kadar değil, o anda hissettiren şey kadar önemlidir."
Peki muska bulununca ne yapılır? Bu sorunun cevabı da kültürden kültüre değişiyor. Anadolu'nun bazı bölgelerinde bulunan muskanın açılmaması gerektiğine inanılır; açmak, içindeki "etkiyi" serbest bırakmak anlamına gelir. Bazı bölgelerde ise hemen bir hocaya götürülmesi tavsiye edilir. Modern kentli bir Türk ise büyük ihtimalle önce fotoğrafını çekip WhatsApp grubuna atacak...
Geleneksel tepki şöyle işler: Muska ateşe verilir ya da akan suya bırakılır. Bu iki yöntem de sembolik olarak "arındırma" işlevi görür. Ateş dönüştürür, su taşır. Ritüelin kendisi, içeriğinden bağımsız olarak kişiye bir kontrol hissi verir. Ve belki de bu, işin en önemli boyutudur.
Günümüzde muska yazıp satan kişiler hâlâ var. Hem fiziksel mekânlarda hem de çevrimiçi platformlarda. Türkiye'de bu hizmetlerin yasal boyutu tartışmalıdır; Türk Ceza
Türkiye'de ve Orta Doğu coğrafyasında muska bulmak, yüzyıllardır toplumsal ve bireysel psikoloji açısından derin izler bırakan bir deneyim olagelmiştir. Ama özellikle başkasının evinde, kendi çekmecende ya da taşındığın bir evin köşesinde bulduğun muska... bambaşka bir anlam taşır.
Tarihin derinliklerinden gelen bir korku değil aslında, daha çok bir inanç sistemi. Muska geleneği İslam öncesi Anadolu'ya, Mezopotamya'ya, hatta Mısır'ın hiyeroglif kültürüne kadar uzanır. Milattan önce 3000'li yıllara ait Sümer tabletlerinde koruyucu semboller içeren küçük taşıma nesnelerine rastlanmaktadır. Anadolu'da ise bu gelenek, Türklerin İslam'ı benimsemesiyle birlikte Kuran ayetleri ve dua metinleriyle harmanlanarak yeni bir form kazandı. 13. yüzyıldan itibaren Osmanlı döneminde hattatlık sanatıyla da birleşen muska yazımı, adeta kurumsal bir hal aldı. Bazı tarikat şeyhleri ve medrese hocaları, özel durumlarda muska yazmayı meşru bir uygulama olarak kabul etti.
Bugün Diyanet İşleri Başkanlığı'nın resmi tutumu farklı. Kurumun 2018 yılında yayımladığı bir fetvada muska yazmak ve taşımak, içeriğine göre değerlendirilmesi gereken ama genel itibarıyla "sakıncalı" bulunan bir pratik olarak tanımlandı. Yine de Türkiye'de 2022 yılında yapılan bir araştırmaya göre katılımcıların yaklaşık yüzde 34'ü hayatlarının herhangi bir döneminde muska taşıdıklarını ya da yakınlarından birinin taşıdığını belirtti. Bu rakam küçümsenmeyecek bir oran.
Peki çekmecede bulmak neden farklı? Çünkü muska taşıyan kişi genellikle onu görünür kılmaz. Cüzdanın içine, yastığın altına, arabanın torpidosuna ya da evin belirli bir köşesine gizlenir. Çekmece ise özel bir alan. Başkasının çekmecesinde muska bulmak, o kişinin sana karşı bir niyet taşıdığı şüphesini doğurur. Ve işte bu şüphe, halk psikolojisinde son derece güçlü bir etki yaratır.
Türk halk inanışlarını yıllarca belgeleyen etnolog Dr. Hasan Ünal'ın çalışmalarına göre çekmecede ya da eşya arasında bulunan muska, üç farklı kategoride yorumlanır: Koruyucu muska, bağlama muskası ve zarar verme niyetli muska. Koruyucu olanlar genellikle ev sahibinin kendisi tarafından bırakılmış, evi ya da aileyi kötülüklerden korumak amacıyla yazılmış nesnelerdir. Bağlama muskası ise daha karmaşık bir kategoridir; sevgi, sadakat ya da ilgi çekme amacıyla yapılır ve çoğunlukla hedef kişinin eşyaları arasına gizlenir. Üçüncü kategori ise en çok korku yaratan türdür: zarar verme niyetiyle yazılmış, "kara büyü" olarak nitelendirilen uygulamalar.
Vallahi insanların bu konuda nasıl tepki verdiğini görmek gerçekten ilginç. Sosyal medyada "çekmecede muska buldum ne yapmalıyım" araması, Google Türkiye verilerine göre 2023 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 67 artış gösterdi. Bu artışın arkasında kısmen TikTok ve YouTube'daki "büyü bozma" içeriklerinin patlaması yatıyor. Ama salt dijital bir fenomen değil bu. Toplumsal kırılma dönemlerinde, ekonomik belirsizlik ortamlarında insanlar metafizik açıklamalara daha çok yönelir. Bunu sosyal psikologlar "kontrol kaybı telafisi" olarak tanımlar; belirsizliği anlamlandırma çabası.
İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Ayşe Durakbaşa, bu tür pratiklerin yeniden gündemine gelmesini yalnızca batıl inanç olarak değil, aynı zamanda toplumsal stres göstergesi olarak okuyor. "İnsanlar kontrol edemedikleri şeylere sembolik anlam yükler" diyor Durakbaşa. "Muska bulmak, bulmak kadar değil, o anda hissettiren şey kadar önemlidir."
Peki muska bulununca ne yapılır? Bu sorunun cevabı da kültürden kültüre değişiyor. Anadolu'nun bazı bölgelerinde bulunan muskanın açılmaması gerektiğine inanılır; açmak, içindeki "etkiyi" serbest bırakmak anlamına gelir. Bazı bölgelerde ise hemen bir hocaya götürülmesi tavsiye edilir. Modern kentli bir Türk ise büyük ihtimalle önce fotoğrafını çekip WhatsApp grubuna atacak...
Geleneksel tepki şöyle işler: Muska ateşe verilir ya da akan suya bırakılır. Bu iki yöntem de sembolik olarak "arındırma" işlevi görür. Ateş dönüştürür, su taşır. Ritüelin kendisi, içeriğinden bağımsız olarak kişiye bir kontrol hissi verir. Ve belki de bu, işin en önemli boyutudur.
Günümüzde muska yazıp satan kişiler hâlâ var. Hem fiziksel mekânlarda hem de çevrimiçi platformlarda. Türkiye'de bu hizmetlerin yasal boyutu tartışmalıdır; Türk Ceza