Uzaktan Soğutma Büyüsü Yapılır mı?

MuratSahin

Kayıtlı Kullanıcı
Şunu bir düşün: Yaz ortasında klimanı açmadan serin hissetmek, ya da daha ileri giderek, birine "soğutma" yapıldığını iddia eden bir hoca ya da medyumun kapısına dayanmak. Türkiye'de her yaz bu tür arayışların arama motorlarında zirveye çıktığını biliyor muydun? Google Trends verilerine göre "soğutma büyüsü" aramaları Haziran-Ağustos aylarında yıllık ortalamanın yaklaşık 3-4 katına ulaşıyor. Tesadüf değil bu.

Uzaktan soğutma büyüsü kavramı, aslında yüzyıllar öncesine uzanan bir inanç sisteminin modern kılığa bürünmüş halidir. Orta Doğu ve Anadolu'da "soğutma" kavramı tarihsel olarak iki anlama geliyordu: birincisi bir kişinin kalbini soğutmak yani onu senden uzaklaştırmak, ikincisi ise fiziksel ya da ruhsal ısıyı düşürmek, yani bir tür "negatif enerji" transferi. Osmanlı dönemine ait bazı el yazmalarında ve 18. yüzyıl Anadolu halk inanışlarını belgeleyen etnografik çalışmalarda bu ritüellere dair izler bulunuyor. Büyü yapmak için ateş, su ve toprak unsurlarını bir arada kullanan uygulamalar, Anadolu'dan Orta Asya'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada varlığını sürdürmüş.

Peki ya "uzaktan" kısmı? İşte asıl tartışma burada başlıyor...

Büyünün fiziksel temas olmaksızın etki edebileceği fikri, özellikle 20. yüzyılın ortasından itibaren parapsikologların ilgi alanına girdi. 1970'lerde ABD'de yürütülen ve sonradan tartışmalı hale gelen bazı Stanford Araştırma Enstitüsü deneyleri, "uzaktan etki" iddialarını bilimsel çerçevede test etmeye çalıştı. Sonuçlar? Tekrarlanabilir değildi. Yani bilimsel standartları karşılamıyordu. Buna rağmen bu çalışmalar, inanç piyasasında muazzam bir itibar kazandı ve "bilim de araştırıyor" söylemi bugün hâlâ dolaşımda.

Türkiye özelinde baktığında tablo daha da ilginçleşiyor. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 2019 yılında yayımladığı bir raporda, Türkiye'de aktif olarak "büyücülük" hizmeti sunan kişi sayısının 50.000 ile 100.000 arasında olduğu tahmin ediliyor. Bu rakamı oku bir daha: 50 ila 100 bin kişi. Ve bu kişilerin yıllık cirosu, bazı ekonomistlerin tahminlerine göre 2-3 milyar TL bandını aşıyor. Artık sadece inanç meselesinden değil, ciddi bir ekonomik döngüden söz ediyoruz.

Uzman görüşleri bu konuda keskin biçimde ikiye ayrılıyor. Boğaziçi Üniversitesi'nden sosyolog Prof. Dr. Yılmaz Esmer'in yürüttüğü Dünya Değerler Araştırması verileri, Türkiye'de nüfusun yaklaşık yüzde 25 ila 30'unun büyü ve benzeri pratiklere "belirli ölçüde" inandığını ortaya koyuyor. Öte yandan nöropsikologlar, "soğutma" hissinin tümüyle plasebo etkisi ve beklenti psikolojisiyle açıklanabileceğini söylüyor. Yani zihnin, inanılan bir ritüelden sonra gerçekten farklı hissedebileceğini... Ama bu, büyünün işe yaradığını kanıtlamıyor. Tam tersi aslında.

Sosyal medyanın bu tabloya katkısı ise ayrı bir konu. TikTok ve Instagram'da "uzaktan soğutma büyüsü" içerikleri 2022'den bu yana dramatik biçimde arttı. Bazı hesaplar 500.000 ila 2 milyon takipçiye ulaşmış durumda ve bu hesapların büyük bölümü "ücretsiz bilgi" vermekle başlayıp sonunda ücretli seanslara yönlendiriyor. Klasik huni modeli, dijital çağa uyarlanmış hali. Bir araştırmacı gazeteci olarak şunu söyleyebilirim: bu içeriklerin yapısına baktığında, altında yatan iletişim stratejisi son derece profesyonel ve bilinçli kurgulanmış.

Psikolojik boyuta geçince... Uzmanlar özellikle şu noktanın altını çiziyor: İnsanlar bu tür pratiklere en çok kontrolü kaybettiklerini hissettikleri anlarda yöneliyor. Boşanma süreçleri, işsizlik, yas, ilişki krizleri. Türkiye'nin son birkaç yılda yaşadığı ekonomik dalgalanma ve toplumsal belirsizlik ortamının bu eğilimi güçlendirdiğini söylemek çok da spekülatif olmaz. İnsanın çaresiz hissettiğinde tutunacak bir şey araması tamamen insani bir refleks. Büyü piyasası tam da bu boşluğa oturuyor.

Ama şu soruyu da sormak lazım: "Uzaktan soğutma büyüsü yapılır mı?" sorusunun cevabı aslında ne arıyorsan ona göre değişiyor. Fiziksel bir etki mi arıyorsun? Bilim hayır diyor, net ve kesin biçimde. Psikolojik bir etki mi? Evet, plasebo güçlü bir mekanizma. Manevi ya da spiritüel bir deneyim mi? Bu tamamen kişisel inanç alanı, orada kimse sana ne evet ne hayır diyebilir.

Sonuçta elinde kalan şu: Bu konu 2024-2025 yıllarında hem Türkiye'de hem de global ölçekte dijital inanç ekonomisinin en hızlı büyüyen segmentlerinden biri haline geldi. Milyonlarca insan bu soruyu soruyor, milyarlarca lira bu sorunun etrafında dönüyor ve bilimsel yanıt hâlâ aynı: tekrarlanabilir, ölçülebilir bir kanıt yok. Ama insanlar inanmaya devam ediyor. Belki
 
Geri
Üst